Blog Arşivi
Konusunda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konusunda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Mayıs 2013 Pazar
18 Nisan 2013 Perşembe
Kadının Erkeğin Eğe Kemiğinden mi Yaratılmıştır?
Kur’ân-ı Kerîm’de insanın yaratılmasına ilişkin bir çok âyet vardır.Bunlardan üçünü sunalım:
“Ey İnsanlar! Sizi Nefsi Vâhide’den halk eden/yaratan, ondan da Zevc’ini yaratan ve ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbinizin emirleri ve yasaklarına aykırılıktan korunun….” (1)
“Odur sizi Nefsi Vâhide’den halk eden/yaratan,kendisiyle birliktelik kurup bir bütün oluşturarak mutlu olsun diye ondan da Zevc’ini (Ce’ale) yaratan…” (2)
“Allah’tır sizi Nefsi Vâhide’den halk eden/yaratan, sonra da (Sümme) ondan Zevcini yaratan…” (3)
Vâhide ile vasıflanan Nefs ve Zevc kelimelerinin kullanıldığı bu âyetlerde Nefsin ve Zevc’inin/eşinin bir arada yaratıldığına işaret eden Vav lafzı kullanıldığı gibi zevcin sonradan yaratıldığını gösteren Sümme lafzı da kullanılmaktadır. Zevcin yaratılması Halaka fiili ile açıklandığı gibi, bir şeyden diğer bir şey yaratma anlamına gelen Ce’ale fiili ile de açıklanmaktadır.
Rûh/Can mânasına Nefis ve çiftin teki anlamına Zevc Kurân-ı Kerîm’de erkeğe de kadına da şamil biçimde kullanılmaktadır. Buna göre âyetlerin ilgili bölümlerinin mânası şöyle olur:
“Allah’tır sizi erkekliği ve kadınlığı içine alan bir tek nefisten halkeden, sonra da o bir nefisten erkeğe de kadına da şamil olan Zevc’ini yaratan …”(4)
Bu sebeple biz “Nefsin Vâhidetin” ifadesinden yalnızca Âdem’i anlayamayacağımız gibi Zevcinden de Onun kadın eşini anlayamayız.Hiç şüphesiz bunun tersini/zıddını da anlayamayız.
En’âm sûresinin 98. âyetinde Zevc’e yer verilmeksizin biz insanların tek bir nefisten inşâ edildiğinin/yaratıldığının açıklanması da “Nefsin Vâhidetin” in erkeğe de kadına da şumûlünü göstermektedir:
“ Odur sizi Nefsi Vâhide’den inşa eden…” (5)
Ancak biri erkek diğeri kız olan tek yumurta ikizlerinden önce erkeğin, sonra kızın doğması gibi Âdem’in önceliğini kabul edebiliriz. Bazı âyetlerde buna işaret eden karîneler vardır. Kaldı ki Kur’ânın işaret ve bilimin de da onayladığı üzere çocuğun kız olmasını belirleyen de erkek spermidir. *
Sevgili Peygamberimizin Kur’ân’a aykırı bir beyanı olamayacağından, mesela kadının erkeğin eğe kemiğinden yaratıldığı şeklinde ki O’na isnad edilen ifadelerin mecazî olarak değerlendirilmesi gerekir.Nitekim O,kadınların incelikleri ve duyarlılıklarını dile getirip onlara karşı sabırlı olunması ve iyi geçinilmesi gereğini açıklamak için şöyle buyurmuşlardır:
“Kadın eğe kemiği gibidir. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan eğriliği içinde ondan faydalanabilirsin.”(6)
İslâm Dünyasında bazı toplum kesimlerinde Kur’ân’a aykırı fakat Tevrat’a (7) uygun olarak kadını erkekten yaratılma olarak görmenin neden olduğu aşağılamalar var olagelmiştir. Artık bu tür anlayışların düzeltilmesi gerekir.
[1] Nisâ 1
[2] A’râf 189. Âyette sizi Nefsi Vâhide’den yaratan n ondan da Zevc’ini yaratan, ifadelerinden sonra Zevcin yaratılma nedenini açıklayan “Liyesküne” fiilinin müstetir zamirinin müzekker ,”İleyha”da daki zamirin müennes olması calib-i dikkattir. Bu noktaya 65. notta verilen âyetler ışığında bakıldığında, her ikisi de Nefsi Vâhide’den yaratılmış olmakla birlikte Âdemin zuhûrunun Havva’dan öncelikli olduğu gerçeği görülebilir.
[3] Zümer 6
[4] Bakara 230,232;Yûsuf 26:Ahzab 50
[5] Bakara 35;Âl-i İmran 59;Hıcr 29
[6] Müslim Redâ’ 65,Hn.1468. Müslim 65. Bab’ın başında “İnnel-Mer’ete Keddıleği” şeklindeki benzetmeyi içine alan hadîse yer vermiştir.” Ancak Teşbih “Kâf”ını içermeyen hadîslerde de mecazi anlam açıktır.Çünkü onlardan birinde “Kadını kırmanın onu boşamak olduğu” açıklanmaktadır.
[7] Tevrat Yaratılış 1/21-23
http://www.ardev.org/kadinin-erkegin-ege-kemiginden-mi-yaratilmistir/
“Ey İnsanlar! Sizi Nefsi Vâhide’den halk eden/yaratan, ondan da Zevc’ini yaratan ve ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbinizin emirleri ve yasaklarına aykırılıktan korunun….” (1)
“Odur sizi Nefsi Vâhide’den halk eden/yaratan,kendisiyle birliktelik kurup bir bütün oluşturarak mutlu olsun diye ondan da Zevc’ini (Ce’ale) yaratan…” (2)
“Allah’tır sizi Nefsi Vâhide’den halk eden/yaratan, sonra da (Sümme) ondan Zevcini yaratan…” (3)
Vâhide ile vasıflanan Nefs ve Zevc kelimelerinin kullanıldığı bu âyetlerde Nefsin ve Zevc’inin/eşinin bir arada yaratıldığına işaret eden Vav lafzı kullanıldığı gibi zevcin sonradan yaratıldığını gösteren Sümme lafzı da kullanılmaktadır. Zevcin yaratılması Halaka fiili ile açıklandığı gibi, bir şeyden diğer bir şey yaratma anlamına gelen Ce’ale fiili ile de açıklanmaktadır.
Rûh/Can mânasına Nefis ve çiftin teki anlamına Zevc Kurân-ı Kerîm’de erkeğe de kadına da şamil biçimde kullanılmaktadır. Buna göre âyetlerin ilgili bölümlerinin mânası şöyle olur:
“Allah’tır sizi erkekliği ve kadınlığı içine alan bir tek nefisten halkeden, sonra da o bir nefisten erkeğe de kadına da şamil olan Zevc’ini yaratan …”(4)
Bu sebeple biz “Nefsin Vâhidetin” ifadesinden yalnızca Âdem’i anlayamayacağımız gibi Zevcinden de Onun kadın eşini anlayamayız.Hiç şüphesiz bunun tersini/zıddını da anlayamayız.
En’âm sûresinin 98. âyetinde Zevc’e yer verilmeksizin biz insanların tek bir nefisten inşâ edildiğinin/yaratıldığının açıklanması da “Nefsin Vâhidetin” in erkeğe de kadına da şumûlünü göstermektedir:
“ Odur sizi Nefsi Vâhide’den inşa eden…” (5)
Ancak biri erkek diğeri kız olan tek yumurta ikizlerinden önce erkeğin, sonra kızın doğması gibi Âdem’in önceliğini kabul edebiliriz. Bazı âyetlerde buna işaret eden karîneler vardır. Kaldı ki Kur’ânın işaret ve bilimin de da onayladığı üzere çocuğun kız olmasını belirleyen de erkek spermidir. *
Sevgili Peygamberimizin Kur’ân’a aykırı bir beyanı olamayacağından, mesela kadının erkeğin eğe kemiğinden yaratıldığı şeklinde ki O’na isnad edilen ifadelerin mecazî olarak değerlendirilmesi gerekir.Nitekim O,kadınların incelikleri ve duyarlılıklarını dile getirip onlara karşı sabırlı olunması ve iyi geçinilmesi gereğini açıklamak için şöyle buyurmuşlardır:
“Kadın eğe kemiği gibidir. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan eğriliği içinde ondan faydalanabilirsin.”(6)
İslâm Dünyasında bazı toplum kesimlerinde Kur’ân’a aykırı fakat Tevrat’a (7) uygun olarak kadını erkekten yaratılma olarak görmenin neden olduğu aşağılamalar var olagelmiştir. Artık bu tür anlayışların düzeltilmesi gerekir.
[1] Nisâ 1
[2] A’râf 189. Âyette sizi Nefsi Vâhide’den yaratan n ondan da Zevc’ini yaratan, ifadelerinden sonra Zevcin yaratılma nedenini açıklayan “Liyesküne” fiilinin müstetir zamirinin müzekker ,”İleyha”da daki zamirin müennes olması calib-i dikkattir. Bu noktaya 65. notta verilen âyetler ışığında bakıldığında, her ikisi de Nefsi Vâhide’den yaratılmış olmakla birlikte Âdemin zuhûrunun Havva’dan öncelikli olduğu gerçeği görülebilir.
[3] Zümer 6
[4] Bakara 230,232;Yûsuf 26:Ahzab 50
[5] Bakara 35;Âl-i İmran 59;Hıcr 29
[6] Müslim Redâ’ 65,Hn.1468. Müslim 65. Bab’ın başında “İnnel-Mer’ete Keddıleği” şeklindeki benzetmeyi içine alan hadîse yer vermiştir.” Ancak Teşbih “Kâf”ını içermeyen hadîslerde de mecazi anlam açıktır.Çünkü onlardan birinde “Kadını kırmanın onu boşamak olduğu” açıklanmaktadır.
[7] Tevrat Yaratılış 1/21-23
http://www.ardev.org/kadinin-erkegin-ege-kemiginden-mi-yaratilmistir/
“Şefaat” Konusunda İfrat ve Tefrit
“Şefaat” Konusunda İfrat ve Tefrit
“Tartışılacak başka “konu” yok muydu da bu konuyu gündeme getiriyorsunuz” diyenlere sözüm şudur: Eğer bir konu, Müslümanlar arasında tartışılıyorsa o bizce önemli bir konudur ve bahse mevzu olur.
Bir konuyu tartışmak, hakikati öğrenmeye yönelik olursa güzeldir. Ancak, ihtilafı körükler düşmanlığa sebep olursa kötü ve tehlikelidir. “Şefaat” konusu da bunlardan biri...
Şefaat var mıdır, yok mudur?..
Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen bir” kelime”nin yokluğundan söz edilebilir mi? Elbette “şefaat” vardır? Ama, nasıl vardır? Nerede olacaktır? Kime yapılacaktır? Niçin ve ne şeklide olacaktır? Bütün bunlar, Kur’an ayetleriyle ele alındığı zaman karşılığını bulacak ve cevabı verilecek sorulardır.
***
Dünya’da insanlar birbirlerine “şefaat” etmektedirler. Çünkü, insan önemli bir işi için hatırlı birini araya koyarak yardım talep eder. Böyle birinin başkası adına iyilik istemesi, bir cezanın kaldırılması için aracı olması bir “şefaat”tir. Bu tür aracılıklar insanlar arasında sıkça yapılmaktadır. Yine, insanların birbirleri için Allah’a dua etmeleri de “şefaat” olarak nitelendirilebilir.
Fakat, dinle ilgili bir meselede “Yüce Allah’ın böyle bir aracıya ihtiyacı var mıdır?” sorusu, cevap bekleyen bir sorudur. Ayrıca, “Yüce Allah insanlara şah damarından daha yakın değil mi ki, onları tanımasın?” sorusu da cevap beklemektedir. Kullarını insanlardan daha iyi tanıyan ve bilen bir “Yaratıcı Varlık” için bunda şüphe duymak, “cür’et”ten de öte kişiyi “iman” yönüyle sorgulatmaz mı?...
Kur’an’ı Kerim’de müşriklerin putlarını “şefaatçi” kabul etmeleri açıkça reddedilmiş ve kötülenmiştir. Allah izin vermediği müddetçe “şefaatçi” kabul edilen bütün varlıkların “put” olduğu, buna inananların da “putperest” oldukları açıkça ilan edilmiştir. Mesele bu kadar ciddidir ve bu anlamda “şefaat” konusu, iman-küfür arasında gidip gelen adeta “balık sırtı” denecek bir konumdadır.
***
Zamanımızda bir takım insanlar, yücelttikleri bazı şahsiyetlerin şefaat edeceğine inanarak, ister ölü olsun ister diri olsun, onlardan şefaat istemektedirler. Gerçekten onların mutlak şefaat edeceklerine şimdiden inanıyorlar ve onlardan bu talepte bulunuyorlarsa, bu çok ciddi bir problemdir. Halbuki, onların şefaat edeceklerine dair ellerinde hiçbir delilleri yoktur. Buna rağmen onlar, Allah’a ait bir yetkiyi, Allah’ın izni olmaksızın başkalarına vererek Allah’a şirk koşmuş olmaktadırlar.
Bazı insanlar da, Kur’an’da bizzat zikredilen “ şefaat” konusunu “yok” sayıp şefaati toptan reddetmektedirler. Böylece, onlar da Allah’ın ayetini inkar etmiş olmaktadırlar. Çünkü Kur’an, açıkça şefaatin ahirette olacağını haber vermektedir. (Bkz: Bakara/255; İsra/79; Enbiya/ 28; Secde/4; Yunus/3; Meryem/87; Taha/109; Sebe/23; Zuhruf/86; Necm/26; Zümer/44; Müddessir/48..vb.)
Görüldüğü gibi, bir tarafta “tefrit” vardır, diğer tarafta da “ifrat”!... Bu iki “tehlikeli” kutuptan derhal uzaklaşmak ve Kur’an çizgisinde hemen buluşmak gerekir.
***
“Ahiretteki şefaat nasıl olacaktır?” sorusuna gelince, bunu da gelecek yazımıza bırakalım. Zira, bu konu bir veya birkaç sütunda anlatılacak kadar basit ve kısa bir konu değildir!.. Belki siz okuyucularımızdan gelecek yorumlar da, yazımızın kısa veya uzun olmasını belirleyecektir!...
M. Emin Parlaktürk - 11 Nisan 2013
Ayrıca: http://www.habervaktim.com/yazar/58670/sefaat-konusunda-ifrat-ve-tefrit.html
“Tartışılacak başka “konu” yok muydu da bu konuyu gündeme getiriyorsunuz” diyenlere sözüm şudur: Eğer bir konu, Müslümanlar arasında tartışılıyorsa o bizce önemli bir konudur ve bahse mevzu olur.
Bir konuyu tartışmak, hakikati öğrenmeye yönelik olursa güzeldir. Ancak, ihtilafı körükler düşmanlığa sebep olursa kötü ve tehlikelidir. “Şefaat” konusu da bunlardan biri...
Şefaat var mıdır, yok mudur?..
Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen bir” kelime”nin yokluğundan söz edilebilir mi? Elbette “şefaat” vardır? Ama, nasıl vardır? Nerede olacaktır? Kime yapılacaktır? Niçin ve ne şeklide olacaktır? Bütün bunlar, Kur’an ayetleriyle ele alındığı zaman karşılığını bulacak ve cevabı verilecek sorulardır.
***
Dünya’da insanlar birbirlerine “şefaat” etmektedirler. Çünkü, insan önemli bir işi için hatırlı birini araya koyarak yardım talep eder. Böyle birinin başkası adına iyilik istemesi, bir cezanın kaldırılması için aracı olması bir “şefaat”tir. Bu tür aracılıklar insanlar arasında sıkça yapılmaktadır. Yine, insanların birbirleri için Allah’a dua etmeleri de “şefaat” olarak nitelendirilebilir.
Fakat, dinle ilgili bir meselede “Yüce Allah’ın böyle bir aracıya ihtiyacı var mıdır?” sorusu, cevap bekleyen bir sorudur. Ayrıca, “Yüce Allah insanlara şah damarından daha yakın değil mi ki, onları tanımasın?” sorusu da cevap beklemektedir. Kullarını insanlardan daha iyi tanıyan ve bilen bir “Yaratıcı Varlık” için bunda şüphe duymak, “cür’et”ten de öte kişiyi “iman” yönüyle sorgulatmaz mı?...
Kur’an’ı Kerim’de müşriklerin putlarını “şefaatçi” kabul etmeleri açıkça reddedilmiş ve kötülenmiştir. Allah izin vermediği müddetçe “şefaatçi” kabul edilen bütün varlıkların “put” olduğu, buna inananların da “putperest” oldukları açıkça ilan edilmiştir. Mesele bu kadar ciddidir ve bu anlamda “şefaat” konusu, iman-küfür arasında gidip gelen adeta “balık sırtı” denecek bir konumdadır.
***
Zamanımızda bir takım insanlar, yücelttikleri bazı şahsiyetlerin şefaat edeceğine inanarak, ister ölü olsun ister diri olsun, onlardan şefaat istemektedirler. Gerçekten onların mutlak şefaat edeceklerine şimdiden inanıyorlar ve onlardan bu talepte bulunuyorlarsa, bu çok ciddi bir problemdir. Halbuki, onların şefaat edeceklerine dair ellerinde hiçbir delilleri yoktur. Buna rağmen onlar, Allah’a ait bir yetkiyi, Allah’ın izni olmaksızın başkalarına vererek Allah’a şirk koşmuş olmaktadırlar.
Bazı insanlar da, Kur’an’da bizzat zikredilen “ şefaat” konusunu “yok” sayıp şefaati toptan reddetmektedirler. Böylece, onlar da Allah’ın ayetini inkar etmiş olmaktadırlar. Çünkü Kur’an, açıkça şefaatin ahirette olacağını haber vermektedir. (Bkz: Bakara/255; İsra/79; Enbiya/ 28; Secde/4; Yunus/3; Meryem/87; Taha/109; Sebe/23; Zuhruf/86; Necm/26; Zümer/44; Müddessir/48..vb.)
Görüldüğü gibi, bir tarafta “tefrit” vardır, diğer tarafta da “ifrat”!... Bu iki “tehlikeli” kutuptan derhal uzaklaşmak ve Kur’an çizgisinde hemen buluşmak gerekir.
***
“Ahiretteki şefaat nasıl olacaktır?” sorusuna gelince, bunu da gelecek yazımıza bırakalım. Zira, bu konu bir veya birkaç sütunda anlatılacak kadar basit ve kısa bir konu değildir!.. Belki siz okuyucularımızdan gelecek yorumlar da, yazımızın kısa veya uzun olmasını belirleyecektir!...
M. Emin Parlaktürk - 11 Nisan 2013
Ayrıca: http://www.habervaktim.com/yazar/58670/sefaat-konusunda-ifrat-ve-tefrit.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)